31 Mayıs 2012 Perşembe

Seyyahlar; Niko & Romen

       ''hiçbir yere gidiyorum, hiçbir yerden geliyorum''

 (bi tutam müzik eşliğinde)


        Ey ahalim! sınırların neden çizildiğini bilmeyen ve bunuda pek umursamayan onları tarif edecek bir terim bulamadığım(nedim bilemedim) iki otostopçunun yalnız hokkabaz olduklarını tahmin ettiğim niko ve romenin hikayesidir anlatacağım..
         çok fazla bişey söylememe gerekte yok şöyle bi tadına bakıp kaçarcasına,ucundan azıcık alayım dercesine deyineyim ,aslında resimler benden çok daha fazlasını fazlasıyla anlatıcaktır sizlere ey müslümanlar..
         demem o ki niko 25(sağda), romen 27(solda) yaşında aynı üniversitede radyoloji teknisyenliğini bitirmiş iki fransız arkadaş.

         hayallerini gerçekleştirmek üzere bir plan yapıp(planda şu ;dünya haritasını google dan indirip şöyle bir çizmişler o)

          otostopla dünyayı gezme amacı ile şöyle etrafta ne var ne yok birader deyip atmışlar kendilerini çünkü adamlar dünyayı senin mahallende gezdiğin rahatlıkla geziyorlar efendim ve yaklaşık 9 aydır yoldalar, tanrılar çıldırmış olmalı filminden fırlamış gibiler adamlar.

abicim nasıl bir manyaklıktır anlamış değilim henüz, güzergahlarında almanya,hollanda,romanya,bulgaristan,macaristan,yunanistan,türkiye,gürcistan,azerbeycan,kazakistan,
tacikistan,hindistan,nepal,çin,moğalistan,rusya (bilmediğim bir tas dolusu ülkede bunlara dahil)..diye devam ediyor.
hacı siz ne ayaksınız diyesim var, dedimde, yalnız onlar anlamadılar.Onların tabiriyle -no family, no iş,
 no money ,no home,no problem...(kahkaha:)..
-Allah sizin müstakınızı versin..(benden kahkaha:)

 herşeylerini yanlarında taşıyorlar, yeri geldğinde ateş yakıp yemek yapıyorlar ,dereden yıkanıyorlar hemde soğuğa hiç aldırmadan, güneş enerjisinden elektrik üreten küçük bir panel bile var yanlarında telefon ve fotoğraf makinelerini onunla jarz ediyorlar telefonuda çok kullanmadıklarını sadece acil ve çok büyük problemlerde fransayla irtibat kurabilmek için yanlarında taşıdıklarını söylediler.CouchSurfing (kanepe sörfü) sitesi aracılığıyla iletişim kurdukları kişilerin tabi karşı taraftan cevap alırlarsa evlerinde kalıyorlar ancak bazen haftalarca çadırda kaldıklarını söylüyorlar.
ailelerinin bu duruma ilk başta tepki gösterdiklerini sonrasında zamanla alıştıklarını internetende onları takip ederek güvende olduklarını öğrendiklerini söylüyorlar.şimdide onların dünyasına ufaktan bi göz atalım..
























CIMG7094 CIMG7098



















 















gel gelelim derviş bu hikayenin nasıl vuku bulduğuna..ardahandan şavşata doğru hava kararmaya yakın yolda ilerlerken hakan yolda otostop çeken iki kişiyi göstererek bak seninkiler deyince hemen duralım abi dedim.inip hemen sırtçantalarını yerleştirmeye başladık merhaba falan deyince türk olduklarını sandım bi an daha sonra arabada fransız olduklarını öğrendik.onların çat-pat türkçeleri bizim ise hiç olmayan ingilizcemizle diyalog kurmaya çalıştık baktık olmuyor zorlamıyalım dedik:) hakan bizim elif'i arıyalım- elif okuldan bizim ingilizce öğretmenimiz.yalnız kırk yılda br ihtiyacımız düşen elif cevap vermiyor telefona ağzını kırdığım.ben bir yandan da arda arda sorular soruyorum sizi bir yere bırakmam akşam bendesiniz diyorum.ingilizcemin bu kadar iyi olduğunu ben bile bilmiyordum friends:)meğersem bn baya ingilizce konuşuyormuşum.fransadan 9 ay öce yola çıktıklarını ve o günden bugüne kadar otostopla gezdiklerini bu sürecinde yaklaşık 2 ayını türkiyede geçirdiklerini öğrenince daha bi heycanlanıyorum..


hakan bi arkadaşını arıyor ve onlara güvende olduklarını(bu nedemekse,cani miyiz lan biz!) ve akşam bizde kaldıktan sonra yarın sabah artvine onları bizim götüreceğimizi anlatan bir kaç cümle söylemesini isteyip telefonu onlara veriyoruz onaylayıp onlar için bi problem olmadığını öğrendikten sonra (gardaşım zati nedesen no problemi diyorlar felsefeleri güzel:) şavşata doğru yola koyuluyoruz.arkadaş ne bal adamlarsınız diyorum türkiye de geldiniz beni buldunuz ya sizi köftehorlar helal olsun.(şu uzun cümleme sadece gülümsediler ya yazıklar olsun:)bilgin sizi yer.ben şimdi size nasıl bakarım sormayın diyorum.şavşata hemen bi lokantaya yanaşıp pide siparişleri veriyoruz hakanla ,sonra bi tur atalım diye takıyorum onları peşime şans o ya dışarı çıkar çıkmaz iki fransız gezginle daha karşılaşıyoruz yukardaki resimde sol tarafta görünen bay ve bayan onlar, bunlar kendi aralarında bi muhabete dalıyorlar tabi ben onların yanında daha bi fransız kalıyorum duruma,sonra bna çadır kurabilecekleri bi yer olup olmadığını soruyorlar(bu cümleyi anlayana kadar imanım gevredi) düşün taşın aklıma bir yer gelmiyor arkadaş ,onları öyle bırakmayada vicdanım el vermiyor bi dakika bekleyin dedim hemen yukarda tanıdığım bi pansiyona gidip ücretini verip onlara yer ayırtım sonra gelip taktım onları arkama eşyalarını pansiyona bırakıp gelin dedim peşime sizi deyuslar ,bugün bendensiniz anasını satim yemeğe gidiyoruz.anlıyacağınız bir güzel doyurduk karnımızı ordan da diğer çifti pansiyona bırakıp vedalaştıktan sonra ki ücreti bnim vermeme biraz itiraz etselerde çok umursamayıp vedalaşıp biz eve doğru ayrıldık.

çok neşeli çocuklar niko ve romen, yol boyunca gülüyoruz ,zaten birbirimizi anlamıyoruz o zamanda gülüyoruz gerçi ,biz hep gülüyoruz anlayacağınız:)eve bi girdik ev darmadağan bizimkiler direk no problemi aslanlarım benim seviyorum hayata bu denli renkli çerçevelerden bakan ademoğularını, nerede kaldığımızın ,nerede yatığımızın ve ne yediğimizin hiç bir zaman hesabını yapmıyoruz ve ekliyorum ''benim tanrım yoktur ;bir çift göze bir güler yüze taparım.,''diye.bir süre sonra elif ile hakan geliyor eve ,sendeyiz elif mikrofon sende kamera yüzünde kayıt,biz hakanla şöyle yan kaldırıma geçiyoruz ve elif başlıyor onlarla sohbet etmeye biz soruyoruz elif çeviriyor onlarda cevap veriyor gariplerim.sıcak bişeyler hazırlayıp yere çerezleri seriyorum ve çöküyoruz gazete dibine hepimiz ardı arkası gelmeyen türk usulü sorularla sohbete koyularak..


        gece geç saatlere kadar sohbet ediyoruz.hakan ve elif  ayrıldıktan sonra(de gedin la! :)  interneten kalacak yer ayarlamak için bi kaç yere msjlar atılar yarın sabah kalkıcağımızdan kafayı vurup yattık.sabah erkenden kalkıp kaldırdım(tamam onlar beni kaldırdı) arabayı beklerken onları evimin kenarında akan dereye doğru götürdüm.orda biraz vakit geçirdik arkasından arabaya atlayıp artvine ulaştık hakan toplantısı için ayrıldı bnde romen ve niko yu alıp bi kahvaltı salonuna götürdüm.şöyle dedem gibi sağlam bi kahvaltıdan sonra bir süre artvini turladık onlarla ayrılık vakti geldiğinde işte bu benm için oldukça zor oldu bnde bi ay kalsalardı umrumda olmazdı açıkçası lakin bu adamlar yol adamları ve bir planları var yarında batum da olmaları gerekiyordu birbirimize sarıldıktan sonra hayde eyvallah deyip ayrıldık






















                                                           










eyvallah dostlar evvallah, benden de selam götürün gittiğiniz o yerlere şayet içimde oralı bir bülbül vardır.. 




burdan onları takip edebilirsiniz
http://traces2vagabonds.over-blog.com/