8 Haziran 2010 Salı

sokakta.( 3.kısım)


dünün aksine güzel bi yolculuk geçirdim bingöl ünivertsinn ordan elazığa doğru bir süre yürüdüm sonra duran bir dobloyla elazığın göbeğine kadar geldim.araba kilimalıydı yaklaşık bir buçuk saat sürdü güzel bi yolculuktu.elezığ'bi adadan farkı yok desem abartmış olmam hazar,sivrice gölü ve barajlarla etrafı sularla kaplanmış. içeriye doğru girerken şehir beni büyüledi bile..

 hava kararmaya yakın elezığın meydanındaydım..

 elazığ gerçekten güzel ve büyük bi şehir daha tam gezmedim ama gelirken yolda şehir kendini gösteriyor..
 
meydanda bir süre oturduktan sonra kalkıp şehri dolanmaya başladım.bu ara sokaklarından biri..
 
bir yandan şehri dolaşıp bir yandan da geceyi geçirecek yeri düşünürken baktım amcam oturuyor bnmde hem gidecek yerim yok hemde yorgunm dünyayı bnmi kurtaracam deyip selam verip yanına çöktüm.yalnız ilk önce amcada beni dilenci sanıp ekmeğine mani oluyorm sandı..

 burası elazığ öğretmen evinin önü geniş kaldırım yol boyunca uzanıyor.
amcamla bir süre oturduktan sonra geceyi öğretmen evinde geçirmeye karar verdim.öğretmen evi eski bi yapıdan restore edilmiş.7 kişilik odaları olduğunu duyunca çok şaşırdım ama ücretin 14 tl olması ve kahvaltının da buna dahil olması beni rahatlatı ama bn yinede ikinci seçenek olan iki kişilik 18 tl olan oda da kalmayı tercih ettim.oda arkadaşımda gece 01 gibi gelip eşyalarını alıp çıktı bnde oda da tek başına rahat bi gece geçirdimaslında çadırım falan olsaydı çok daha ii olurdu..
 
öğretmen evine eşyalarımı yerleştirdikten sonra dışarı çıkıp biraz dolaştımilk izlenimlerimde de dediğim gibi..
elazığ güzel bi yer.akşam saat 23:00 kadar hayat var.insanlar geç saatlere kadar dolaşıyor.bu turumda şuana kadar gezdiğim en büyük il ünvanını hakediyor..
 
gece öğretmen evinin balkonunda 'cem adrian' dinlerken aynızamnda yarın çıkacağım eski yerleşim yeri olan harput tepesini ve yapacaklarımı düşünüyorm..

sabah erkenden kalkıp bir güzel bedava olan kahvaltımı yaptım öğretmen evinin arkada da güzel bi bahçesi varmış kahvaltıda oldukça iyiydi artık harputa çıkabilirdim.harputa otobüsler yarım saate bir çıkıyormuş bnde bilet alıp 09:30 aracına binip harputa ulaştım.bu eğri minaresi olan bi cami zaten caminin adıda eğri minare..
   
caminn içinden görüntüler..

makineyi ayarlayıp koşup oturdum nasılım:)

cami görevlisi aömca harputun tarihi hakında bilgi aldım ve daha öncede duyduğum buz mağarasına nasıl gidebilirim diye danıştım biraz..
 
harput tepesi ilk zamanlar urartular daha sonraları osmanlılar tarafından yapılmış bir çok tarihi yapıyla dolu..
 harput kalesi

bu taşları neden yuvarlak yapmışlar acaba....ala ala:).garip:)

 yalnız olduğumda gölgemle ii anlaşıyorum..

 baya bi ter döktükten sonra tepeye vardım..

 teyzemlerle çitlembik çitlerken.onlarda ilk defa çıkmış tepeye..
 
ve elazığ ayaklarımın altında zor da olsa bu duyguyu seviyorm..

 kaleden ayrılıp o buz mağarası neymiş bi görelim artık dedim..
  
kale girişinde çekirdek satan yakışıklı..

kaleden ayrıldıktan sonra buz mağarasına doğru giderken bi eve rastladım..


elezığın eski evlerinden çok güzel bi tadilatan geçirilmiş..

 
evin herköşesinde tarihi bi eşya var..


evi gezdikten sonra buz mağarasına doğru yola koyuldm..

   
evin önünden geçerken teyzemler bahçede oturuyordu oralı olduklarından buz mağarasının yerini kesin bilirler diye hemen yanlarına gittim.meğer buz mağarası 5 km e ilerdeymiş oraya giden pek araçta yok çünkü oldukça sapa bir yer..

 saat 12 yi göstermesine ve ben çok aç olmama rağmen buzlarla dolu bi mağarayı mutlaka görmeliydim.benim için tek kaygı mağaranın içinde buz olup olmamasıydı eğer buz varsa ki buda serinlik demek çekmiş olduğum tüm eziyete değicekti.yolda nineme rastladım yorulmuş garibanım bnde baya yorulmuştum yanına çöküp biraz soluklandım..
 
bir süre kendsiyle oturup sohbet ettikten sonra yaşını sordum 'yaşımı bilmiyorum oğul' dedi.hadi kalkalımda yola devam edelim dedi tamm ozamn yükünü ver ben alim dedim alsanda bn sana ayak uyduramam ki dedi sırtıma alim nene seni istersen deyince gülümsedi helalik isteyip ordan uzaklaştım..


 ben biraz ilerledikten sonra dönüp baktım ki garibim yine oturmuş bi yere.. yaklaşık yarım saat yürüdükten sonra piknik yapmaya giden iki genç bni arabalarına aldılar aksi takdirde orda sıcaktan eriyebilirdim..

sonunda tepeye vardım çok yorgun ve baya açtım. çevrede de bırakın yiyecek satacak bi yer, bi allahın kulu yok böyle zamanlar için çantamda stokladığım sütümü ve biskiremimi çıkarıp bi ağacın gölgesinde yedim..

  
daha sonra tam olarak nerde olduğumu anlamak için irice bir kayanın üstüne çıktım.tepeden manzara oldukça güzeldi,özellikle de o sıcaktan sonra serinletici rüzgarın tadına doyum olmuyordu açıkcası.
  
çok şükür buz mağarası..çok enteresan bi yer insanlar bu dağı dikine oyarak bi merdiven şeklinde basamak yapıp baya bi derinde bi oda şeklinde günümüz buzdolplarının yaptığı görevi yeper hale getirmişler.eskiden insanlar bazı yiyecekleri çürümesin diye..

buraya saklarlarmış yani bi depo niyetine kullanılmış.bi kaç merdiven indikten sonra iliklerime kadar dondum..zaten mağaanımn içi çok karanlık ve her mağarada olduğu gibi merdivenler kaygan.sinirleniyorm böyle durumlara admlar dağı oyup içine oda yapmışlar sen bi ışı döşeme insanların rahat bi şekilde içeri giripdolaşmalarını sağlıyacak bi sistem yapma neden sahip çıkmazlar böyle yapılara anlamıyorm..

 buz mağarasını da görüp rahatladıktan sonra elazığla işim bitmişti artık diyarbakıra doğru yola çıkmalıydım..
 yaklaşık yarım saat yürüdüm bi tane bile araç geçmedi aanlaşılan otobüs durağına kadar yürüyecektim ve öylede oldu yolda bi kaç kere mola vermek zorunda kaldım suyum kalmadığından çok susamıştım ta ki ilerde yol kenarında bir çeşme görünceye kadar bol bol su içip şişemi doldurdum o sırada köyden süt getirip eve götüren bi amca geldi o da aşağı iniyormuş beraber biraz dinlendikten sonra sütleri taşımada ona yardım ederek yayan aşağıa kadar indim..
 
aslında elazığa inmek için otobüs biletim vardı ama inşaat malzemeleri taşıyan bi transit durunca saladım bileti bir süre ayakta durup rüzgarı hisetim işte bunun için burdayım dedim ve bu tadı hiç bi otobüs bana veremezdi.beni elazığın çıkışın kadar götürdüler..


 elazığın çıkışına kadar yürüdüm yağmur yağmak üzereydi son anda diyarbakır erganiye malzeme götüren bi transit bni aldı..

 elazığın etrafının gölerle çevrili olması şehre çok hoş bi hava katmış..

ergani de indikten sonra durdurduğum araç bir sivil polise aitti.oda arabasını servise götürüyormuş beraber diyarbakıra kadar gittik..
 
diyarbakırı daha önce gezdiğimden hemablama uğrayıp yeğenlerimi görmek hemde dinlenmek için uğradım..


 sırtımdaki asmin abisi de muhammed..
 iki yaramazla baya eğlendik..

bir sonraki gün ordan ayrılıp batmana doğru yola koyuldum.yaklaşık bir saat süren yolu ecza malzemesi taşıyan bi arçla gittim.
burası batmanın ana caddelerinden biri heykelde insanlık anıtı..

  
batmanda yaklaşık 3-4 saat gezdikten sonra serinlemek ve makineme pil almak için bi alışveriş merkezine girdim..
  
orda 5D sinema sahibiyle tanıştım kendiside batmanlı ama mersinde büyümüş ve bu şekilde seyahat eden bi arkadaşıda varmış..
ne kadar gitmem gerekiyor desem de bna yemek ısmarlak istedi.akşam da eğer bnde kalırsan çok memnun olurum dedi gerçekten mükemel bir insandı ama bnm vaktim yoktu.soguk sandivicimi ve kolamı içtikten ve birsüre de kendisiyle sohbet ettikten sonra herşey için teşekkür edip ordan ayrıldım..


 batman sokaklarında..

  bazen öyle oluyor ki hangi araçta hangi şehirde olduğumu ve nereye gittiğimi karıştırıyorm ,ağrıda bindiğim araçta ığdır hakkında sohbet ediyorm:) ,mesala batmandayken hasankeyfi sormak isterken doğubeyazıta nasıl gidebilirm diye sordum tabi adamlar bna tip tip bakıyor manyakmısın birader diye sonra pardon hasankeyfe nasıl gidebilirim diyorum..
 
bugün 9. günüm ama şimdiye kadar hiç motorsikletle seyahat etmemiştim.batmandan hasankeyfe sadece iki motorla bi saat süren biyolculuk yaptım..

 
birinci motor su almak için gttiğim bi büfede duruyordu tam çıkarken oda hasankeyf tarafına gidiyordu 20 li yaşlarda bi gençti nereye birader dedim haskeyf tarafına benide gideceğin yere kadar bırakırmısın dedim tabi atla dedi..

  
beni batman yol ayrımına kadar bıraktı.bu amcaylada yolda karşılaştım koyunlarını otlatıyor garbim çok tatlı bi amca..

suyu olmadığını görünce vicdanım el vermedi soğuk suyumu ona verip yoluma devam ettim..

tam burda dururken karşıdaki iş yerinden bi motorsiklet hasankeyf yoluna doğru dönüyordu fırsat bu fırsatı hemen yanaştım nereye birader hasankeyfe deyince ilk inanmadım çünkü yaklaşık bi saatlik bi yol..

motorla mı?ne kadar sürüyor bi saat falan odam durmuşta beni alacak bn sorguya almışım alllam sen bna akıl ver yurdumun güzel insanları işte hiç art niyet kötülük yok içlerinde sanane diyemez sanki.
tamam birader hadi gidelim..
atla ozaman zaten bnde gezmeye gidiyorm dedi..

   
motorun üstünde çektiğim bi kaç kare..

motorla geçen güzel bir yolculuk üzerine hasankeyfe vardık..

insanlar bu kayaları nasıl oymuşlar.harika zevklerine ve rahatlarına düşkün insanlarmış..

 veysel ve ben..güneşten çok fazla yanmamak için tişörtlerimden birini boynuma bağladım..

 beni hasankeyfe kadar getiren veysele sıcak geçen yolculuktan sonra bnde buz gibi bi kola ısmarladım.kolalarımızı içtikten sonra veyselin bi işi çıktı bnde dolaşmaya devam ettim..

 her taşı her kayayı mükemel bir şekilde oyup değerlendirmişler..

alt taraf çarşı olarak kulanılırken insanlar üste oturuyorlarmış.tabi kendime oralı olan çocukların rehberlik yaptığı birini hemen yanıma aldım..

 kireçsi bi yapısı olduğundan bu kayalar kolay bi şekilde oyulabiliyormş..
  
bunlar tepedeki evlerin giriş kapıları içerde adete modern bi evin bölüm bölüm düzenlemesi var..

 iki yolu minareye çıkan iki kişi birbiriyle karşılaşmadan yukarıya çıkıp inebiliyorlar..söylentilere göre burası baraj altında kaldığında su seviyesi karşıdaki minarenin üstseviyesine kadar ulaşacakmış..

 eminim ki  burası geçmişte çok güzel bi yerdi ve insanlar burda çok mutlu bi hayat sürüyorlardı..

işte o minare ustasına kızan bi kalfaın eseri olduğu söylenir.kalfa ve usta aynı zamanda iki minare yapmaya başlarlar ustasından daha güzel bi minare yapmak ve onu utandırmak isteyen kalfa ,minareye çift çıkışlı bi plan yapar ama bunu sır gibi saklar.açılışa ustasını çağırıp onun minarye ilk çıkan kişi olamsını ister usta tepeye vardığında kalfasını görünce şaşırır minareye iki kişinin aynı zamanda çıkıp birbirini göremeyecekk şekilde bi teknikle yapıldığını gören usta bunu kendine yediremez ve minarenin tepesinden aşağıya atlayarak intihar eder..

  
 aynı zamanda caminin girişindeki kapının üstünde Allah'ın 99 ismi yazıyor..
  
camiden çıkan çocuklar.sol tarafımdaki kıvırcığa bayıldım..
 
şırnağa doğru yolla devam..


 burası mardin midyatın ana caddesi..

 midyatın meşhur taş evleri..

midyatan ayrılıp şırnağa doğru devam ettim..

 abi saolsun köyüne kadar götürdü beni..


daha sonra petrol ofisinin karşısında bir müdet bekledim fakat hem az araç geçiyor hemde araçlar çok hızlı geçtiklerinden durmuyorlar sonra petrol ofisinde bekleyen kamyonlardan birinde kalkış hazırlığı yapan bir kamyon şoförü gözüme takıldı eğer idile doğru gidiyorsa nezamn kalkacağı önemli değil beni de götürebilir diye düşündüm ve kamyona doğru yaklaşıp slm verdikten sonra teklifimi yaptım adam çok kısa bir süre şüpheli bir düşündükten sonra kafasını salayıp gelebilirisn cevabını verdi..bir baba ve oğlu ile şırnağın ilçesi olan idi'le kadar g,tt,m..
  
gittim gitmesine lakin araçla idili geçip cizreye doğru yol alacaktık yani plan öyleydi.abi geceyi cizrede geçirip bir sonraki gün ırak'a geçmeyi düşünüyordu bnde cizreden silopiye geçip geceyi orda geçirecektim.hava kararmaya yakın idili geçtik idili yaklaşık 4-5 km re geçtik ten sonra yol üzerinde ki bir karakol tarafından yol kapatılmış vegüvenlik gerekçesi sebebiyle bu saaten sonra kamyonların geçişine izin verilmiyordu yalnız taksiler geçebiliyor.bu ciddi bir engeldi abi benden karakol komutanıyla konuşmamı belki onu ikna edip geçişimize izin verebileceğini söyledi bnde araçtan inip komutanla konuşmaya gittim ne yapıp ne ettiysem yemedi:D bizi bırakmadı.hava kararmıştı abi geri döneceğini söyledi bende sırt çantamı alıp araçtan indim belki bir araç geçerde beni alır diye lakin hiç bir umut kırıntısı bile yok şırnakta akşam vakti iki ilçesinin arasında bir karakol dışında hiçbir şeyin olmadığı bir terör bölgesindesinz hangi aklı salim kişi alaır allah aşkına sorarım..bn kafamda bin tane senorya kurgularken uzaktan farları yanan bir araç göründü fakat içimde az önce saydığım sebeplerden ötürü bir gram mutluluk belirtisi yok elimi kaldırdım lakin araca bile bakmıyorum çünkü eminim beni almıyacak..
araç önümde durmaz mı o kadar şaşırdım ki anlatamam  araca bindiğimde 30 lu yaşlarda memur görünümlü biri merhaba demeden önce 'beni araca alma sebebinizi öğrenebilirmiyim'sorusunu sordum yani beni hangi mantıkla aldı çok merak ediyorum.ben beytülşebapta öğretmenim geçenlerde bizim arkadaşın arabası tam burda bozulmuş ve ne kadar el kaldırdıysa kimse almamış ve geceyi burda aracın içinde geçrmiş.bnde seni görünce arkadaşımın olayını hatırladım ve arabama aldım dedi..
beraber bir süre sohbet ettik bei cizrede bıraktı cizrede indiğimde saat 21:30 geliyordu cizreden silopiye giden yol ayrımında yaklaşık yarım saat otostop yapmama rağmen kimse durmadı bnde 3 tl karşılığı silopiye giden doblolara atlayıp silopiye vardım ve arkadaşımı arayıp..
silopide daha önce görev yaptığımdan vaktimi genelde ordaki arkadaşlarımla geçirdim.
şırnakta iki gece kaldıktan sonra sıcaklığın çok fazla olmasından ve aşırı yorulmamdan ötürü gaziantepe bilet kesiyorum.
antepte..arkadaşlarla buluşuyoruz ve hemen çok sevdiğim sokkak yemeklerinden kavrulmuş ciğerciye götürüyorlar beni tadı halla damağımda.
bir aç gece birlikte kalıp hasret giderdikten sonra sağı solu gezmeye başlıyoruz ..ve bnim gerçektn merak ettiğim ve çok duyduğum antep hayvanat bahçesi..
  
eğer gaziantep hayvanat bahçesine giderseniz bu acaip ve bir o kadar komik bakışları olan deve kuşunu mutlaka görün.bayıldım buna:)

engin,aykut ve ben..

antep'in eski evlerinden oluşan bir cadde yalnız burdaki evlerin hepsi restore edilerek modern cafelere dönüştürülmüş.içine girdiğinizde her cafenin kendine ait bir yapısı ve tarzı var..

kapalı çarşı.gaziantepin yemek kültür başta olmak üzere gerçekten gezebilecekte çok güzel yerleri var..

eski dönemlerden kalan bir mağara modernize edilerek çok hoş bi cafe haline getirilmiş..
 
antepi bir güzel gezip evdekilere bikaç ufak hediyelik aldıktan sonra bi parkta dinlenelim dedik.. tabi burda bana yardımcı olan ve gezdiren engin ile aykuta çok teşekkür ediyorm onlarla antep çok daha güzeldi..
özellikle enginin tatlı göbeği ve muhteşem damak tadı gaziantep sofrasıyla birleşmesi sayesinde baklavalar,dondurmalar,lahmacunlar,ekmek arası ezme nohutlar..hmm ağzım sulandı..
the end..
 bu da yol haritam türkiyenin sadece yarısı var ama bna çok yardımcı oldu..

















2 yorum:

  1. yollar,insanlar ve kelimeler...varoluşu simgeleyen bir başlangıç sanki...yeni yetme sevinçler ve hüzünler var her durakta...yazılmayı bekleyen birer hikaye aslında...kimi zaman bir çocuğun saflığı,kimi zaman herhangi biri olmanın mağrurluğu...işte orada kelimeler devreye giriyor...taşı konuşturup bin yıllık suskunluğundan dağı inletmek...göğü ve yeri dost bilip hem ağlatıp hem güldürmek... heybende insana dair ne varsa dökülüyor yollara...yüreğine sağlık bilginciğim,çok farklı bir çalışma olmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. temenim bu yorumunu haketmesi yazılarımın.yorumun ayrı tat verdi gezime.çok teşekür ettim hülya.

      Sil